fbpx

Mutsuzluk Yaratan 8 Toksik Düşünce

Perşembe, 28 Mayıs 2020. Kategori Kişisel Gelişim, Motivasyon, Farkındalık, Ego, Meditasyon

Mutsuzluk Yaratan 8 Toksik Düşünce

Bazen geçmişe gitmeyi ve kendime akıl vermeyi, geçmişimi değiştirebilecek bilgiler paylaşmayı hayal ederim. Örneğin; “ Bu adamdan uzak dur” veya “Sınıf fotoğrafı çekileceksem okula bu saçla sakın gitme”.

Geriye dönüp kendine tavsiyelerde bulunmanın komik yanı şu ki: Bilgeliğimize ihtiyaç duyan geçmişimiz değil; şu anki benliklerimiz.

Örneğin adaletsizliğe uğradığımız bir an kendimiz hakkında bir karara varmışızdır. Ama o zaman vardığımız kararla yaşayan şimdiki benliğimiz. Bu yüzden, şu an burada kendimize sunabileceğimiz bilgeliği düşünmek çok daha verimli olacaktır. Sonuçta “şimdi”, bir fark yaratabilmek için sahip olduğumuz tek andır.

20'li veya 40'lı yaşlarınızda olmanız önemli değildir. Benlik algınıza sızan bir kaygı veya negatiflik varsa, davranışlarınızı dönüştürecek zihinsel işçiliği yapmak sizin elinizdedir. Buna sebep olan düşüncelerden bazıları şunlardır:

1. “Yalnızım.”

Yalnız olmadığımızda sevginin bizi mutlu edeceğini umuyoruz. Sorun yalnız olmak değil; asıl sorun kendimizle olmaktır. Çözüm bir partner bulmak değil; kendi başınayken mutlu olabilmektir.

İşte o zaman aşkı bulursanız, ondan sizi “düzeltmesini” veya mutlu etmesini beklemezsiniz. Onda ihtiyacın olacak hiçbir şey bulunmaz. Aşkın sadece tadını çıkarırsınız. Ve ona bağımlı olmadan tadını çıkarmak, bu sevginin sizi terk etmesini engelleyecektir, çünkü kendini kapana kısılmış hissetmeyecektir.

Yalnız olmak ilk başta rahatsız edici olabilir. Neden mi? Çünkü bizi kaçınmak istediğimiz düşüncelerle baş başa kalmaya zorlar. Ancak kendinle olmak, rahatsız edicilikten besleyiciliğe hızla geçen, önemli bir pratiktir. Kendinizle zaman geçirebildiğinizde, öz-refakatinizin keyfini çıkarmaya başlarsınız. O zaman diğer insanların da sizinle olmayı neden sevdiğini anlarsınız.

Bu yüzden kendinize şunu söyleyin: “Kendimi seviyor ve takdir ediyorum. Kendimle baş başa kalmaktan keyif alıyorum. ”

2. “Bedenimi sevmiyorum."

”Kim sevmiyor? Siz? Adamın biri? Toplum? Güzellik dergileri? Bu boş ve genelleştirici düşünce oldukça sinir bozucudur. Vücudunuz böyle bir duyguyu hak etmek için size ne yaptı?

Eğer bedeninizi beğenmiyorsanız, başkasıyla değiştirin. Biricik bedeniniz, sadece ve sadece size ait bir kişiliği, ruhu, kalbi ve beyni içinde barından bu yaşamda yegâne aracınızdır. Bunların hepsi bu tapınağın içine güvenli bir şekilde yerleştirilmiştir ve sorumluluğu tamamen size aittir.

Vücudunuzu başkasıyla takas edemezsiniz. Bunu, inkâra ve öz-nefrete kapılarak istemekten vazgeçin. Ancak, sahip olduğunuzu sevebilir ve geliştirebilirsiniz. Bu yegâne beden, tıpkı bir çocuk gibi sizin bakımınız altındadır. İyi besleyin, güzelce yıkayın ve önem verin. Dinlenmesine ve rahatlamasına izin verin ki onu dış dünyaya çıkarabilesiniz.

Ve şunu diyin: “Bedenim bana verilmiş bir armağan. Ben de ona değer veriyor ve onun kıymetini biliyorum.”

3. “İşimde / kariyerimde mutlu değilim.”

Dürüstçe sorun ve dürüstçe cevap verin: Bir çözümün parçası olduğunuzu bilmenin memnuniyetiyle başkalarına yardımcı olacak hangi becerilere sahipsiniz? Tüm aldıklarınızın karşılığını daha iyi bir şekilde geri vermek için ne yapabilirsiniz?

Gerçek mutluluğun almaktan değil, vermekten geldiğini söylerler. Para ve çalışma saatleri üzerine daha az düşünün ve hangi eylemlerin size has yetenekleri açığa çıkararak bu bazen zorlayıcı dünyaya katkıda bulunabileceğine odaklanın. Belki sorun aslında işiniz değil, işinizi nasıl yaptığınız ve bir zamanlar işinizle ilgili koyduğunuz bir hedef için ne kadar uğraştığınız olabilir.

Ve şunu söyleyin: “Aldığımdan çok verdiğim şeye odaklanıyorum. İşimi yaparken keyif alıyorum.”

4. “Sevimli değilim. Sevgiyi hak etmiyorum. ”

Sizinle en çok vakit geçiren kişi yine sizsiniz. Tüm hayatınızı kendiniz olmakla geçirdiniz. Her kötü günün ve zorlu sınavın üstesinden geldiniz. Ayrıca, başarılı olduğunuz ve ışıldadığınız tüm o anlara tanıklık ettiniz. Kendinizi herkesten iyi tanıyorsunuz. Bir süre oturun ve tüm bunları düşünün. Kendiniz hakkında ne düşünüyorsunuz?

Siz başka birileri değilsiniz. Sizden başka hiç kimse değilsiniz ve kendinizi herkesten daha iyi tanıyorsunuz. Öyleyse ne olduğunuzu veya kim olduğunuzu, ne kadar değerli olduğunuz söylemesi için sizi o kadar iyi tanımayan diğer insanlara güvenmeyi bırakın. Buna siz karar verin ve bu noktadan yola çıkın.

Ve buna kararı verdiğinizde, kendiniz olmakta oldukça iyi olduğunuzu göreceksiniz. Bunu uzun zamandır yapıyorsunuz ve şimdi en iyi haliniz olmaya odaklanmanın zamanı gelmiştir.

Bu yüzden şunu diyin: “Sevgiyi hak ediyorum. Kendimi seviyorum. Ben sevmeye ve sevilmeye layığım.”

5. “Yeterli param yok.”

Para gerçek bir endişe kaynağıdır. Aslında, ilişkilerin sona ermesine en çok katkıda bulunan faktörlerden biridir; çünkü para hakkında endişe etmek ve savaşmak bize ilkel bir güvensizlik duygusu verir.

Çözüm daha fazla para kazanmak değil; parayı akıllıca yönetmektir. Böylece korkuyla hareket etmek yerine bilgiyle hareket edersiniz. İçindeki parayı düşünüp hesabınıza bakmaktan kaçınırsanız, korkuyla harekete geçiyorsunuzdur.

Para konusunda endişe etmeyen kişi, bu yaratığı karşısına alıp etkin bir strateji geliştirendir. Bu, yeterli olandan fazlasına sahip olmakla ilgili değildir. Çok paranız olsa, ancak bununla ne yapılacağına dair bir fikriniz olmazsa en az bir o kadar korkmuş ve sefil olurdunuz. Paranın miktarına daha az, elinizdekini akıllıca yönetmeye daha fazla odaklanın.

Bunun için kitaplar, çevrimiçi eğitimler ve hatta bankanızda oturup fikir danışabileceğiniz çalışanlar vardır. Bunu çözmek için zamanının bir saatini feda eden türden biri olun, çünkü daha az endişe duymayı hak ediyorsunuz.

Ve şunu diyin: “Parayı seviyorum, değerini biliyorum ve akıllıca yönetiyorum.”

6. “İyi şeyler beni değil başkasını bulur. Bu haksızlıktır.”

Hayat adil değil. İlkokuldan beri bize bunu söylemiyorlar mı? Peki, neden hala adil olmasını bekliyoruz? Neden olmadığını kabul etmiyoruz ve kendimiz için yarattığımız şartlar hakkında bizi daha iyi hissettirmesi için sihirli bir dokunuş beklemeyi bırakmıyoruz?

Mevcut durumunuz için sorumluluk almak (işiniz, ilişkiniz, geliriniz, sağlığınız) çok fazla gücünüz olduğu gerçeğiyle yüzleşmek demektir.

Daha sağlıklı olma gücüne sahipsiniz. Daha iyi bir partner olma ya da daha iyi bir partner bulma gücüne sahipsiniz. Ülkenin öteki ucuna yerleşme, işten çıkma veya bir kitap yazma gücüne sahipsiniz. Fakat bu gücü kabul etmek korkutucu gelebilir.

Ve korkunun sizi muazzam bir şey yapmaktan alıkoymasına izin vermenin yarattığından daha kötü bir his kesinlikle olmayacaktır. Korkunuz gerçek değil. İçinizdeki bu canavarı yok edin. Çok geç olmadan hayallerinizi yaşayın.

Ve şunu diyin: “Hayatımı değiştirme gücüne sahibiyim. Hayallerimi gerçekleştirmek bana inanılmaz bir mutluluk veriyor.”

7. “Hayatımla ne yapmak istediğimi bilmiyorum.”

Bir tutku bulma konusunda endişelenmeyi bırakın ve sizi zaten ilgilendiren şeylere bakın. Günlük işiniz olmak zorunda değil; bir hobi de olabilir. Özgürce yapabileceğiniz ve hayatınızın küçük bir kısmını sevinç ve şükranla adadığınız bir şey olabilir.

Beklemeyi bırakın ve dışarı çıkıp kendi kendinize cevaplar aramaya başlayın. Kitap okuyun, kendi kendinize çalışın, insanlarla konuşun, ne yapmanız gerekiyorsa onu yapın. Dünyadan size bir şeyler vermesini istemeyi bırakın. Onun sizi çağırmasını beklemeden gönüllü olarak ona gidin. Size verdiklerine karşılık onun içinde onun için yaratmanın yollarını aramaya başlayın.

Ve şunu diyin, “Hayatın sınırsızlığından alabildiğim kadarını alıyorum. Sınırlarımı genişletiyorum ve eyleme geçiyorum.”

8. “_____da istediğim şeyi asla elde edemiyorum (aşk, iş, yaşam, arkadaşlıklar).”

Haklısnız, asla öylece elde edemeyeceksiniz de. Asla sihirli bir şekilde ayağınıza gelmeyecek. Kurbanı oynamak bizim jenerasyonda tekrar eden, bozuk bir plak haline gelmiştir.

Gerçek şu ki: İstediğiniz her neyse onu gidip almak zorundasınız. Gerekli gayreti sarf etmelisiniz. Söylenmesi gereken daha fazla bir şey yok. Kuleye hapsolmuş bir prenses değilsiniz. Ön kapıdan çıkın ve hedefinizin gerçekleşmesini sağlayın. Kendi hayatınızda kurban rolünü oynamayı bırakın.

Bunun yerine şunu söyleyin: “Her arzuma ulaşabilecek yetenekteyim. Tüm fırsatları kendim yaratıyorum. ”

Zihninizin gücü zannettiğinizden daha büyüktür. İçinde yaşadığınız gerçekliği tanımladığını kabul ederseniz, içinde yaşamak istediğiniz gerçekliği gönlünüzce yaratabilirsiniz.

 

Yazar: Rachael Yahne Çeviri: Selçuk Can Düzenleme: Birlikbilinci

TELİF HAKKI©2020 BİRLİKBİLİNCİ. TÜM HAKLARI SAKLIDIR. BU YAZIYI TÜMÜ OLMAK ŞARTIYLA, DEĞİŞTİRİLMEDEN, BEDAVA OLARAK, VE BU TELİF HAKKI UYARISI VE İNTERNET BAĞLANTISI (WWW.BİRLİKBİLİNCİ.COM/) İLE BİRLİKTE KOPYALAMAYA VE DAĞITMAYA İZİN VERİLMİŞTİR.

Paylaş

LinkedIn
Pinterest
Başa Dön