fbpx

İçsel Gücünüzü Keşfetmenin Yolu

Salı, 01 Eylül 2020. Kategori Kişisel Gelişim, Motivasyon, Farkındalık, Arınma, Ego

İçsel Gücünüzü Keşfetmenin Yolu

Günümüzde birçok insan kendini güçsüz hissediyor; bireysel gücü azaltan sosyal trendler den daha fazla etkileniyor. Ekonomik durgunluk, kontrolcü bir eş veya rutin işlerinizle mücadele ediyor da olsanız günlük hayatınızda bu duyguyu sınırlamanın bir yolunu bulmak çok önemlidir.

Güçten bahsetmeden önce gücün ne olmadığını açıklayalım. Güç, kendi istediğinizi yaptırmak için silah gibi kullandığınız bir şey değildir. Asla var olmamış mükemmel bir ideale ulaşmak için kendinizle ilgili hoşunuza gitmeyen şeylerin bastırılması değildir. Para, statü veya mülkiyet gibi maddi bir şey değildir. Lüks içinde yüzen ama aynı zamanda ortalama bir kişiden daha güçsüz hisseden sayısız insan vardır. Bunun böyle olmasının sebebi gücün tamamen kendinizle ilişkilendiğiniz yerde, yani içinizde bulunmasıdır. Şimdi bu güçsüzlük hissini yenmeye yardımcı olacak olan beş şeye değinebiliriz.

1. Gücünüzü başkalarına vermeyi bırakın.

Güçsüzleşmek, barbar ordularının kapınızı kırması ve evinizi yakması gibi tek bir dramatik eylemle gerçekleşmez. Bu bir süreçtir ve çoğu insan için bu süreç o kadar kademeli ilerler ki farkına bile varmazlar. Aslında güçlerinden kademeli olarak feragat etmekten fazlasıyla mutludurlar. Peki neden? Çünkü güçsüz olmak popüler olmanın, kabul edilmenin ve korunmanın kolay bir yolu gibi görünmektedir.

Böylece uyum sağlamak için başkalarını tatmin ettiğinizde veya kalabalığın fikirlerini takip ettiğinizde gücünüzü başkalarına vermiş oluyorsunuz. Aynı durum başkalarının sizden daha önemli olduğuna karar verdiğinizde veya daha fazla güce sahip gibi görünen birinin sizi yönetmesine izin verdiğinizde de geçerlidir.

Arka planda mütevazı bir şekilde durmak, herkesçe kabul edilen görüşlere sahip olmak, çocuklarınız için yaşamak veya ağzınızın tadı kaçmasın diye üzerinizde tahakküm kuran bir eşin size saygısızca davranmasına izin vermek doğru bir seçim gibi görünebilir. Ancak pek çok şekilde bu tür kararlar öz-değer duygunuzu azaltır ve öz-değeriniz olmadan kendinizi güçsüzlüğünüzden kurtaramazsınız.

2. Kurban rolüne bürünmenin neden "iyi" olduğunu anlamaya çalışın.

Öz değerinizi düşürmeye başlamakla kurban pozisyonuna girmek arasında ince bir çizgi vardır. Kurban olmayı "özverili acı"yla iştigal etmek olarak tanımlıyorum. Başka bir deyişle kendinize önemsiz olduğunuzu söyleyerek çektiğiniz acıyı bir tür erdem haline getirebilirsiniz. Daha yüksek bir manevi amaca hizmet ettiğinizde acı çekmek iyidir (ya da bazı dinler bunu önerir). Ama ya daha yüksek bir amaç yoksa?

Çoğu kurban durmaksızın endişelenme konusunda kendini iyi hisseder; ancak endişe sizi genel olarak kötü şeylere karşı çok daha savunmasız kılar. Çünkü endişe sizi o kadar çok tüketir ki zihniniz gerçek tehlikeleri hayali olanlardan ayıracak kadar özgür ve tetikte kalamaz. Endişe bir çeşit koruma kalkanı gibi görünse de gerçeklik bunun tam tersidir.

Kurbanlar içinde bulundukları kötü durum için başka birçok "iyi" neden bulurlar. İstismarcı bir eşi affederler; çünkü affetmeyi yücelik sayarlar. Bağımlı birinin davranışlarını hoş görürler; çünkü başkalarına karşı hoşgörü ve kabulü eşit derecede yüce görürler. Ancak bir adım geriden şöyle bir bakacak olursanız bu tür durumlarda kurbanların kasıtlı olarak kendilerine acı çektirdiklerini göreceksiniz. Bu, sadece güçsüzlüklerini tasdik etmekle kalmaz, aynı zamanda onu daha da büyütmeye teşvik eder. Kurban, her türlü eylemin alıcısı konumundadır. Kurban rolünü oynamaya gönüllü herkesin gücünü elinden alacak yeterli sayıda istismarcı, bağımlı, öfke-kolik, kontrol manyağı ve zorbalar mevcuttur.

Kendilerinden çok şeyler vermiş olan mağdurlar için atılacak ilk adım, rollerinin gönüllü olduğunu fark etmeleridir. Kendilerini tuzağa düşüren kader, alın yazısı veya Tanrı'nın iradesi değildir. Rolleri kişisel bir seçimdir ve farklı şekilde seçim yapabilirler.

3. Öz benliğinizi geliştirin.

İnsan kendiliğinden olgunlaşmayan tek canlıdır. Yavru bir civcivin tavuğa dönüşmekten başka bir seçeneği yoktur. Ancak kaç yaşında olurlarsa olsunlar, dünya çocukluk ve ergenlik döneminde sıkışmış insanlarla doludur. Bizim için olgunlaşmak bir seçimdir. Yetişkinlik, kişisel güç gerektiren ve kişisel gücü besleyen bir karardır.

Bu, onlarca yıl sürebilir; ancak her şey "öz benlik" vizyonuyla başlar. Bu, sizi kişisel olarak yarattığınız deneyimlerin merkezine yerleştirerek gerçekliğe bağlayan parçanızdır. Öz benliğe sahip olmak kendi hikâyenizin yazarı olmaktır; başkaları tarafından yaratılmış bir hayatı yaşamak zorunda kalan bir kurban olmanın tam tersidir.

4. Kişisel gelişimin ve evrimin safına geçin.

Öz benliğinizi bir hedef olarak belirlediğinizde yolunuz açılacak ve gelişeceksiniz. Bu evrim ilk başta sallantılı olacaktır; herkeste bir miktar hamlık ve cehalet mevcuttur. Ancak özgür iradeniz sayesinde kendi evriminize rehberlik edebilirsiniz. Şu çok basit bir gerçektir ki hepimiz kendimiz için daha çok ve daha iyi şeyler istiyoruz. Bu istediğimiz şeyler gelişimimiz için iyiyse kendi evrimimize rehberlik etmiş oluruz. Hindistan'da dharma ve adharma arasında bir ayrım yapılır. Dharma, hayatı doğal olarak destekleyen her şeyi içerir: mutluluk, gerçek, görev bilinci, erdem, merak, ibadet, saygı, takdir, şiddetsizlik, sevgi, kendine saygı. Öte yandan adharma, yaşamı doğal olarak desteklemeyen seçimlerden oluşur: öfke, şiddet, korku, kontrol, dogmatizm, şüphecilik, erdemsiz eylemler, önyargı, bağımlılık, hoşgörüsüzlük.

Amaçlarımıza ulaşmak için dharma nihai güçtür. Sizi kolayca destekler ve büyütür. Sizden istenen günlük yaşamınızı ve yaptığınız seçimleri dürüstçe gözden geçirmenizdir. Seçimlerinizde dharma’yı nasıl arttıracağınızı ve adharma’yı nasıl azaltacağınızı kendinize sorun.

5. Gündelik yaşamın gerçekliğini aşan bir güce güvenin.

Şimdiye kadar anlatılan hiçbir şey daha yüksek bir gerçeklik olmadan gerçekleşmeyecek. Şimdilik dini ve Tanrı ile ilgili her türlü referansı bir kenara bırakalım. Neyse ki zerre kadar bir bilince bile sahip olmak, yaşamı, evrimi, yaratıcılığı ve zekayı destekleyen sonsuz bir bilince bağlanmaktır. Bunların hiçbiri tesadüfi değildir veya şanslı azınlığa verilen bir ayrıcalık değildir.

Bunu bir metaforla anlatmak gerekirse kendinizi bir ağa yakalanmış olarak hayal edin. Tüm ağların delikleri vardır; bu yüzden bir delik bulun ve içinden çıkın. Kendilerini istismar eden kocalarından kaçmak için bir delik bulup çıkan kadınlar tanıyorum (söz gelimi resim yapmayı öğrenerek). Onlar için bu bir kaçış yoluydu ve sanatla uğraştıkça düşünceleri "Kapana kısıldım ve hiçbir şey yapamıyorum" dan "Hayal ettiğimden daha değerliyim; çünkü güzel şeyler yaratıyorum." a dönüşür. Kaçış yolları bilincin gizli kalan niteliklerinin yanı başındadır. Şunları içerirler:

Yaratıcılık. Keşif yoluyla bilinenin ötesine geçin. Bu sizi iç görüye ulaştırır. İç vizyonunuz netleşir. Durumunuzun yarattığı sisin ardında ışık parıltıları görmeye başlarsınız. Daha güzel bir şey sizi çekmeye başlar ve siz ona doğru gitmek istersiniz.

Zekâ. Aklınızın yol göstermesine izin verin. Böylece peşi sıra gittiğiniz, eski, alışılmış düşüncelerden daha yeni, daha heyecan verici düşüncelere geçmeye başlarsınız. İnançlarınız sorgulanabilir hale gelir. Yeni bakış açıları sizi çeker; siz de onlara doğru meyledersiniz. Savunma mekanizmaları ve sınırların ardında yaşamak yerine zihninizi genişletmek istersiniz.

Sevgi ve şefkat. Kendinizi ve başkalarını affedebileceğinizi keşfedin. Bu şekilde intikam ve incitme fantezilerinin yerini duygusal yumuşama alır. Etrafınızda keşfedilmemiş bir sevgi olduğunu görürsünüz; bu yüzden ona doğru ilerlersiniz. Değersiz olduğunuza dair bahanelere sığınmazsınız. Sevmeyi ve sevilmeyi arzuladığınız gerçeği sizi motive etmeye başlar.

Kuantum sıçraması. Bir aydınlanma ve dramatik bir uyanış anı yaşadığınızı fark edin. Bunlar, bütün bir gerçeklik örtüsünü kaldıran büyük "evraka!" deneyimleridir. Hayatınıza daha fazla ışık getirecek olan bu yeni bilinç seviyesidir.

Adanmışlık. Hayatın büyüleyici ve harikalarla dolu olduğunu anlayın. Bundan yola çıkarak kendi varlığınızın değerini bilmek için bir sebebiniz olur. Bir şeye adanabileceğiniz bir dünyaya geldiniz ve bunu yaparak değerli olduğunuzu keşfedebilirsiniz.

Bu kaçış yollarının hepsi gerçekte olduğunuz kişiye geri dönmenizi sağlar ve o kişi gerçekten önemli olanın bireyin çok ötesine uzandığını biliyor: Yaratılışın ihtişamı, doğanın güzelliği, sevgi ve şefkat, yeni şeyler keşfedecek zihin gücü ve Yaradan’ın mevcudiyetini getiren o beklenmedik aydınlanma anları. Bu evrensel nitelikler sizin gerçek güç kaynağınızdır. Onlar sizsiniz ve siz onların tamamısınız.

 

Yazar: Deepak Chopra Çeviri: Selçuk Can Düzenleme: Birlikbilinci

TELİF HAKKI©2020 BİRLİKBİLİNCİ. TÜM HAKLARI SAKLIDIR. BU YAZIYI TÜMÜ OLMAK ŞARTIYLA, DEĞİŞTİRİLMEDEN, BEDAVA OLARAK, VE BU TELİF HAKKI UYARISI VE İNTERNET BAĞLANTISI (WWW.BİRLİKBİLİNCİ.COM/) İLE BİRLİKTE KOPYALAMAYA VE DAĞITMAYA İZİN VERİLMİŞTİR.

Paylaş

LinkedIn
Pinterest
Başa Dön