fbpx

Başarının Sırrı; Konfor Alanından Çıkmak

Perşembe, 09 Ocak 2020. Kategori Mindfulness, Farkındalık, Sağlıklı Yaşam, Meditasyon

Başarının Sırrı; Konfor Alanından Çıkmak

Kişisel gelişim, ruhsal büyüme ve hayat dersleri genelde güvenli alan dediğimiz konfor alanınızın dışında bulunur. Dış dünyanın zorluklarıyla mücadele eder ve hata yapmaya cüret edersiniz. Zihniniz sizi korumak için güvenli alanınızda tutmaya çalışıyorsa da çıkmak yine sizin elinizde. Nasıl mı?

Güvenlik, aşinalık, rahatlık.

Bunlar yalnızca güvenli alanınızın sınırları içinde bulunduğunuzda nasıl hissedebileceğinizi tanımlayan birkaç terim. Belirsizlikten kaçındığınız ve zaten bildiğiniz alışkanlıklara sabitlendiğiniz müddetçe yargılanmak, yeni olanın kaygısını hissetmek zorunda kalmayacaksınız, değil mi? İnsanlar rutinleri üzerinden yaşamaya meyilli olduğundan bu durum anlaşılabilir. Anlaşılabilir olmasına rağmen içten içe biliyorsunuz ki kişilik gelişimi, ruhsal büyüme ve hayat dersleri sıklıkla güvenli alanınızın dışında bulunur. Bu alanın dışında zorluklarla mücadele etme ve başarısız olma ihtimalini göze alırsınız. Biraz tereddütlü ve ürkeksinizdir, yine de şansınızı denersiniz. Çünkü güzellik veya hayatın size vereceği hediyeler pek çok kez en rahatsızlık veren durumlarda ortaya çıkar.

Kaçınmanın Tehlikeleri

Bilinmeyen topraklara girmektense kendi kabuğuna çekilmek istemenin sebeplerinden biri bilinmeyenin yarattığı korkudur. Emin olmadığınız durumlardan kaçınmak kısa vadede stres veya anksiyetenizi yatıştırabilir. Fakat Danışmanlık ve Klinik Psikoloji Dergisi’nde yayımlanmış 2011 yılından bir araştırma gösteriyor ki uzun süreli kaçınma davranışı aslında çok daha yüksek seviyelerde stresi tetikleyebilmektedir. Araştırmacılar, orta yaşlarının sonlarındaki 1211 katılımcıyı 10 yıl içerisinde 3 kez teste tabi tutmuşlar; stresli olandan kaçınma, akut ve kronik stres tetikleyicileri ve depresyon belirtilerinin arasındaki ilişkiyi incelemişlerdir. Dört yılın sonunda kaçınma davranışı ve stres tetikleyicileri arasında ciddi bir ilişki bulmuşlardır. Üstelik 10 yılın sonunda bunların depresyon belirtileriyle bağlantılı olduğu keşfedilmiştir.

Algı ya da Gerçeklik

2016 yılında Londra Üniversitesi Akademisi’nden araştırmacıların yürüttüğü bir çalışmaya göre sonucunu bilemediğiniz durumları, sonucu kötü olacak durumlara göre daha stresli bulabiliyorsunuz. Araştırmada bir grup katılımcıya %50 ihtimalle elektrik şoku verileceği, bir gruba kesinlikle elektriğe maruz kalacağını, bir gruba da kesinlikle maruz kalmayacağı söylenmiş. %50 ihtimali olan katılımcılar, kesinlikle şok alacak olanlara göre daha yüksek strese maruz kalmışlardır (şok almayacakların da daha az strese maruz kaldığını söylemek şaşırtıcı olmasa gerek). İyi tarafından bakacak olursak, bilinmeyene en yüksek stres tepkisi gösterenler şoka maruz kalıp kalmayacaklarını en iyi tahmin edenler olmuştur. Bu da stresin risk değerlendirme yeteneğini artırabildiğini göstermiştir. Araştırmacılar bu bulguların uyarlanabileceği, gerçek hayattan sayısız örnekler vermiştir. Mesela, bir iş görüşmesinde işe alınacağınıza veya alınamayacağınıza eminseniz en rahatken, muallaktaysanız daha kaygılı olacaksınızdır. Buradaki kaygı, belirsizliğin kendisinde yatmaktadır. Bir diğer değişle bilinmeyenin korkusunda.

Korku

Anksiyete Bozuklukları Dergisi’nin 2016’da yayımladığı bir makale, en temel korkularımızı tetikleyen kriterleri incelemiştir. Araştırmacılar, bilinmeyenin yarattığı korkunun belki de diğer tüm korkuların arka planındaki en temel korku olabileceğini ileri sürmüştür. Bu belirsizlik sadece anksiyete yaratmak ve psikolojik rahatsızlıklara etki etmekle kalmayıp gündelik duygularımızda ve karar mekanizmalarımızda da etkindir.
Yukarıdaki araştırmayı okuduktan sonra, bu korkuyu tamamıyla sönümlemeyi dileyebilirsiniz. “Gerçek hayata adım atacak ve bu korkuyu hissetmeyi bırakacağım.” diye düşünebilirsiniz. Bu düşünce iki sebepten ötürü başarısız olacaktır:

1) Korkudan düşünme yoluyla kurtulamazsınız. Bütün gücünüzle cesur olduğunuzu düşünebilirsiniz, fakat korkulardan özgürleşmenin tek gerçek yolu onlara maruz kalmaktır. Bir diğer değişle, onlarla başa çıkmanın yolu onları deneyimlemekten geçer.

2) Hayatta kalmak için korkuya ihtiyacınız vardır. Çoğu kez sizin aleyhinize işlediğini hissetseniz de aslında sizin yanınızdadır ve sizi korumak için sürekli çalışır. Korku olmadan sağlığınızı ve güvenliğinizi tehlikeye atacak durumların ortasında kendinizi bulabilirsiniz. Stres tepkiniz sizi korumaya hizmet eder.

Bilinmezlik

Gerçek hayatla yüzleşmenin önündeki engelin stres tepkiniz olduğunu düşünebilirsiniz. 2016 yılındaki insanların belirsiz olana verdikleri temel tepkileri inceleyen bir araştırmaya göre ise asıl engel ise bu stresi nasıl algıladığınızdır. Araştırmacılar bilinmeyenin yarattığı stresin her daim mevcut olduğunu, yine de içinde bulunduğunuz durumu güvenli algıladığınızda stresin azaldığını bulmuşlardır. Güvenliğiniz hakkında endişe ettiğinizde, tehlike içeren hiçbir şey olmasa da stres tepkiniz aktive olur, kronik stres ve diğer sağlık sorunlarına katkıda bulunabilir. Farklı durumlar içinde güvende olma hissi, bu durumlara maruz kalarak kazanılabilir. Maruz bırakma terapisi, anksiyete sorunları olan bireyler üzerinde sıklıkla uygulanmaktadır. Terapi sayesinde kişiler yavaş yavaş korkularıyla yüzleşir, kaçınma davranışından ve eşlik eden dehşet hissinden kurtulur. Hastalar, güvenli alanlarının dışında deneyimler kazandıkça ve bunun yarattığı kaygıya maruz kaldıkça, bu kaygıyla daha iyi mücadele edebilir ve korkularının gerçeklikten uzak olduğunu fark ederler.

Sakınma

Maruz kalma ve korkularla yüzleşmenin zıttı kaçınmadır. Güvenli alanınızın dışına çıkınca hissedeceğiniz geçici huzursuzluk ve anksiyeteden kaçarak güvende olmayı seçtiğinizde yalnızca kişisel gelişim olanaklarını kaçırmıyor, uzun vadede anksiyetenizi de artırıyorsunuz. Mayo Klinik tarafından 2013’te yürütülen bir araştırmaya göre korkutucu algıladıkları durumlardan kaçan çocukların anksiyeteden mustarip olması daha muhtemeldir. Ankete katılan 800’den fazla çocuğun kaçınma davranışları, gelişimleri boyunca hissettikleri anksiyete seviyelerini öngörmüştür. Kaçınma davranışı gösterdiğini söyleyen çocuklar, anketten bir sene sonra daha kaygılı olduklarını belirtmiştir. Maruz bırakmayı kullanan bilişsel davranışçı terapi gören çocuklar ise daha az kaçınma tepkisi göstermiş ve daha iyi hissettiklerini söylemişlerdir. Araştırmacılar bunun korktukları şeylerle yüzleştikleri için olabileceğini söylüyorlar. Güvenli alanınınız dışına çıkmanın avantajları üzerine sayısız araştırma bulabilirsiniz. Fakat bu alandan nasıl çıkacağınızı düşünmek karışık duygulara sebep olabilir. Bunu yapmanız gerektiğini biliyorsunuz ve muhtemelen istiyorsunuz da. Peki ya eyleme geçmek? Aşağıda belirteceğimiz yollar, rahat alanınızın güvenilir baloncuğunu patlatıp çoktandır yaşamaya can attığınız, yine de korkup kaçındığınız deneyimleri yaşamanız için size yardım edecektir.

1) Ortaya Çıkın

Pek çok kez bir şeyler yapmaktan kaçınıyorsunuz, çünkü beklentilerinizi gerçekçi ölçütlerin çok üstünde tutup bu beklentileri karşılayamamaktan korkuyorsunuz. Hiç canınızı sıkmamayı ve kendinizi hayal kırıklığına uğratmamayı seçebilirsiniz. Yine de kendinizi bu kadar baskılamadan şansınızı denemenin ne kadar kolay olacağını düşünün. Ya hedefiniz sadece ortaya çıkmak ve zorlukların sizi nereye götüreceğini görmek olsaydı? Beklenti yok, sadece eylem…

2) Ufaktan Başlayın

Ya hep ya hiç mantığı dışa açılmanız için büyük bir engel oluşturabilir. Küçük dozlarda işlere girişmek yerine çıtanızı çok yukarılara çekerseniz, meseleler dağ gibi görünecek ve altından kalkılamaz hissettirecektir. Hatta paralize olmuş gibi bile hissedebilirsiniz. Bu durumda güvenli baloncuğunuz size çok daha çekici bir seçenek olarak görünecektir. Güvenli alanınızın dışında bir hedef seçin ve bu hedefe ulaşmak için daha küçük hedefler oluşturun. Unutmayın, bunu yaptıkça işiniz gittikçe daha da kolaylaşacak!

3) Bir Şeyi Değiştirin

Bir rutinin ve düşünce kalıbının içinde kilitli kalmak kolaydır. Sizi perişan bir hale sokabiliyor da olsa, güvenli bölgenizin aşinalık hissi sizi içinde tutacaktır. Küçük ve önemsiz de görünse bir şeyi değiştirmek büyük bir fayda sağlayabilir. Kendinize yeni bir şey eklemek, beyninize şu mesajı verecektir: “Değişmeye çalışıyorum ve bu tehlikeli değil.”. İşinize farklı bir yoldan gidin, rastgele bir kişiyle sohbet açın (sabah kahvenizi hazırlayan bir baristayla örneğin) veya yeni bir yemek tarifi deneyin. Beyniniz, büyük ya da küçük yeni şeylere açlık duyar. Onu ne kadar yeni deneyimle beslerseniz, bu deneyimleri edinmek de bir o kadar kolay ve eğlenceli hale gelecektir. Güvenli alanınızı genişlettikçe, sizi götüreceği yerlerin keyfini sürebilirsiniz.

4) İçinizdeki Eleştirmeni Sorgulayın

İçinizdeki eleştirmen çok da iyi bir karakter değildir. Sıkça sizinle alakalı doğru olmayan şeyler söyler. Problem olan bazen gerçekten ikna edici olabilmesidir, özellikle de korktuğunuzda ve kendinizden emin olmadığınızda. Bu küçük sesin daha da farkına varmak, kendi başına yol almadan susturmanıza yardımcı olacaktır. Ona meydan okuyun. Söyledi şeyin doğru olup olmadığını sorgulayın. Doğruyu mu söylüyor, yoksa konuşan anksiyeteniz mi? Bu sadece kendinizle kibarca konuşmanızda yardımcı olmayacak, aynı zamanda yeteneklerinize olan güveninizi artıracaktır (meditasyon teknikleri içinizdeki eleştirmenin farkına varmak için müthiş bir yöntemdir).

5) Kendinize İyi Bakın

Bilinmezle yüzleşmek zorlu olabilir, ama mental ve fiziksel olarak iyi durumdaysanız bu işinizi kolaylaştıracaktır. Egzersiz yapmak, sağlıklı yemek, meditasyon gibi rahatlama tekniklerini uygulamak, sevdiklerinizle bağlarınızı güçlendirmek, keyif aldığınız aktivitelere yönelmek göz korkutucu ve aşina olmadığınız durumlarda kendinize destek sağlayabileceğiniz yollardan sadece birkaçıdır. Bedende ve zihinde güçlü olursanız konfor alanınızın dışına adım atmak hem daha az anksiyete yaratacak hem de daha keyifli olacaktır.

Kulağa klişe gelse de yalnızca bir kez dünyaya geliyorsunuz. Hayat bir kıyafet provası değildir ve böyle yaşanmamalıdır da. Belirsizliğin korkusundan uzak bir hayat sürme arzunuz sadece anksiyetenizi ve memnuniyetsizliğinizin süresini uzatacaktır. Bu yüzden küçük adımlarla başlayın, kendinize karşı nazik olun ve yardımcı olacaksa korktuğunuz bir deneyimle yüzleştikten sonra kendinizi ödüllendirin. Hayatınızı öngörülebilirlik ve aşinalıktan uzaklaştırıp heyecan ve memnuniyete yaklaştırdığınız tüm çabalarınızı kutlamayı ihmal etmeyin.

Yazar: Emily Holland Çeviri: Selçuk Can Düzenleme: Birlik Bilinci

TELİF HAKKI©2018 BİRLİKBİLİNCİ. TÜM HAKLARI SAKLIDIR. BU YAZIYI TÜMÜ OLMAK ŞARTIYLA, DEĞİŞTİRİLMEDEN, BEDAVA OLARAK, VE BU TELİF HAKKI UYARISI VE İNTERNET BAĞLANTISI (WWW.BİRLİKBİLİNCİ.COM/) İLE BİRLİKTE KOPYALAMAYA VE DAĞITMAYA İZİN VERİLMİŞTİR.

Paylaş

LinkedIn
Pinterest
Başa Dön