Gerçek Sen’i Keşfetmeye Uzanan Harika Yolculuk

Cuma, 19 Temmuz 2019. Kategori Arınma, Ego, Koşulsuz Sevgi, Meditasyon

Gerçek Sen’i Keşfetmeye Uzanan Harika Yolculuk

Kulağa garip gelebilir, ama birçok insan için “kendin olmak” ve “kendini tanımak” arasında büyük bir fark vardır. İlki arzu edilen nokta olarak kabul edilir. Kendiniz olabildiğinizde, rol yapma veya kendinizi savunma ihtiyacı duymadan, daha özgür, doğal ve rahat hissedersiniz.

Kendinizi tanımak ise başka bir mevzudur. Freud’un keşfinden bir yüzyıl sonra bilinçaltı zihin insan doğasının karanlık yüzüyle özdeşleştirilmiştir. Öfke, endişe, kıskançlık, özgüvensizlik ve hatta şiddet dürtülerimizi baskı altında tutarız. Her dürtünüzü hayata geçirir, her aklınıza geleni söylerseniz tabii ki diğer insanlarla geçinemezsiniz. Ama konu bundan daha da derin – iç dünyamız karanlık tarafımızla özdeşleştirildiğinden, insanlar oraya bakmak istemezler. Buldukları veya bulabilecekleri şeylerden hoşlanmaz, korkar ve yüzleşmek istemezler. İşte bu nefret de bahsettiğimiz büyük farkı yaratır.
Kendimizi dünyanın görmesini istediğimiz kişiliğimizle yani ego benliğimizle tanımlarız, ve daha derinlerde nelerin yatabileceğini de keşfedebileceğimiz gerçeğini görmezden geliriz. Zamanla pek çok kişi aslında ego benliğinin gerçek kişiliği olduğuna inanır.

Oysaki hepimizin sahip olduğu iki benlik daha vardır ve bunlar hiç korkulacak şeyler değildir. Hatta insanların potansiyelini kullandığında açığa çıkacak memnuniyetin en zengin kaynaklarıdır.

Bilinçaltı Benlik

Bu iki benlikten ilki bilinçaltı benliktir. Evet, negatif hislerimiz ve dürtülerimizle bilinçaltımızda karşılaşırız, ama aslında hikâyenin tamamına baktığımızda çok daha pozitiftir. Bilinçaltı benlik yaratıcı ve hassastır. Birilerinin tartıştığı veya ağladığı bir odaya girdiğinizde bunu söylenmese de “havada” hissedersiniz. Aslında bu hissi bilinçaltı benliğiniz algılar.

Günlük bilinç seviyesinin daha derinlerinde sürekli olarak çevrenizi gözlemlersiniz. Bilinçaltı benliğinizde aynı zamanda sezgi gücünüz de bulunur. Bilinçli benliğinizin algılamamış olduğu bir şeyi bilinçaltınız önünüze getirdiğinde birdenbire çözümler önünüze serilir ve “hah!” dediğiniz anlar kazanırsınız.

Biz olgunlaştıkça, değer vermeye başladığımız bilincimizin büyüklüğü bilinçaltımızda kök salar. Olgun bir insan kendine güvenir, kendinden emindir ve bildiklerine inancı tamdır. Bu kafamızda iyi olduğumuz şeylerin bir listesini yapmak anlamına gelmez. Bunun yerine, bilinçaltı benliğiniz size memnuniyet hazzını yaşattıkça bu his zamanla doğal halinizin bir parçası olur.

Gerçek Benlik

Keşfetmemiz gereken ikinci benliğimiz daha bile değerlidir – buna gerçek veya öz benlik diyelim. Farkındalığın bu seviyesi saf bilinç kaynağımıza çok yakındır. Saf bilinç sessiz ve durgundur. Herhangi bir eyleme geçmeden önce zihin faaliyetlerini devreye sokma potansiyeline sahiptir. Varoluşun saf halidir. “Ben buyum” un sessiz durgunluğu düşüncelere, tasvirlere, hislere ve algılara sızmaya başladığında ortaya çıkan ilk kıpırtılar oldukça soluk ve üstü kapalıdır. Fazlasıyla değişken ve uysaldırlar; bu sebepten ruhun en derinlerinden doğan arzular ve niyetler, egonun sürekli duyular tarafından oyalanıp ve haz almaya meraklı kaba talepleri tarafından bozulmazlar.

Meditasyon yaptığımızda gerçek benliği ararız, çünkü sadece orada “ben buyum” tamamen memnun etmeye yeterlidir. Dışarıdan gelen hiçbir haz bununla kıyaslanamaz. Zihnin en güç algılanan halinde bu denli memnun olunabilirken daha yüzeysel hallerde bunun yakalanamaması şüphesiz ki insana garip gelir. Bu işin sırrı şöyledir: tam anlamıyla uyanık bir bilinç yaratıcılık, huzur, zekâ, sevgi ve farkındalığa dair sonsuz sayıda kaynak barındırır. Kaynağa yakın yaşamakla beraber bu uçsuz bucaksız potansiyele erişim sağlayabilirsiniz.

3 Benlik

Ego benliği, bilinçaltı benlik ve öz benlik olmak üzere bu üç benliği yalnızca açıklama amacıyla birbirinden ayrı inceledik. Günlük hayatta aslında her üçüne de sürekli olarak başvururuz. Farkındalık kaynağından doğmaya başladıkça, her dürtünün bilinçaltı ve sonuç olarak ego bileşeni bulunur. Buna sıradan bir örnek romantik ilişkilere dönüşen arkadaşlıklardır. İki arkadaş büyük bir oranda ego seviyesinde iletişim kurarlar, yani birbirlerine sosyal kişiliklerini gösterirler. Arkadaşlık derinleştikçe, bilinçaltı kendini daha yakın bir biçimde ortaya koyar ve bazen de eğer her iki kişi de kendini yeterince güvende hissederse, daha samimi bir sevgi açığa çıkar.
Maneviyatımızı tanıma yolculuğu da buna benzer bir şekilde işler. Yeterince açık olduğumuzda ve bilinçaltımıza dikkatle bakabilecek kadar güvende hissettiğimizde, saf bilinçten dolup taşan sevgi, yaratıcılık ve zekâ dürtülerine çok daha derinden bağlanabiliriz.
Aslında her düşünce kaynağına inildiğinde gerçek benliğimizin bir dürtüsünden doğduğunu ortaya koyar. Hayatımızı bu gerçeği gizleyerek, yalnızca son adım olan yüzeydeki zihin patlamalarını içselleştirerek geçiririz. Gerçek benliğimiz, her ne kadar gizlemeye çalışsak da, hiçbir zaman bozulup kırılmaz.

Kendimizi tanıma yolculuğunda, gerçek benliğimiz hem hedefimiz hem de rehberimizdir. Vadettiği yüce memnuniyeti aslında bize hedefimizin ulaşılacak bir yer değil de neysek o olduğunu göstererek gerçekleştirir.

Yazar: Deepak Chopra Çevirmen: Kübra Ece Türk / Birlik Bilinci

TELİF HAKKI©2018 BİRLİKBİLİNCİ. TÜM HAKLARI SAKLIDIR. BU YAZIYI TÜMÜ OLMAK ŞARTIYLA, DEĞİŞTİRİLMEDEN, BEDAVA OLARAK, VE BU TELİF HAKKI UYARISI VE İNTERNET BAĞLANTISI (WWW.BİRLİKBİLİNCİ.COM/) İLE BİRLİKTE KOPYALAMAYA VE DAĞITMAYA İZİN VERİLMİŞTİR.

Google Plus
LinkedIn
Pinterest
Başa Dön