Almak mı, Vermek mi? Yoksa Her İkisi mi?

Çarşamba, 15 Ocak 2020. Kategori Farkındalık, Sağlıklı Yaşam, Ego, Koşulsuz Sevgi, Meditasyon

Almak mı, Vermek mi? Yoksa Her İkisi mi?

Vermek, almaktan daha mı iyidir? Yoksa ikisi de eşit önemde midir? Vermenin ve almanın genel mutluluk ve doyumunuza nasıl katkıda bulunduğunu öğrenmek ister miydiniz?

“Neşe ve minnetle kabul ettiğimizde hepimiz kutsanırız.” Maya Angelou

Muhtemelen şu deyişe aşinasınızdır: “Vermek, almaktan daha kutsaldır.”. Bunun aksini söyleyecek birini bulmak oldukça zordur. Verme eylemi, alan ve veren kişide karşılıklı pozitif hisler uyandırır. Duygusal anlamda birisiyle yapabileceğiniz en iyi alışverişlerden biridir. Bu yüzden bu yazının başlığında sorulan sorunun cevabı basitçe: evet, vermek almaktan daha iyidir. Fakat vermeyi daha iyi anlamak için, almanın önemini de anlamanız gerekir.

Vermek ya da Almak

Alma ve verme eylemlerinin ilişkilerimizde güçlü bir tesiri vardır. Başkalarıyla olduğu kadar kendimizle olan ilişkilerimiz de buna dâhildir. Verme ve almayla olan geçmiş deneyimlerinizi bir düşünün. Biraz düşündükten sonra bu ikisinden birinde daha iyi olduğunuzu fark edeceksiniz. Doğasında vermek, yapmak veya diğerleriyle ilgilenmek olan insanlardan mısınız? İltifatlara nasıl tepki veriyorsunuz? Kolaylıkla ve minnetle kabul ederek mi, yoksa övgüyü geçiştirerek ve asgari düzeyde tutmaya çalışarak mı? Sevgiyi almakla olan geçmişiniz nasıl? Alırken çabalama ve zorluk da beraberinde mi geliyor? İdeal olan, verme ve almanın efor sarf etmeksizin gerçekleşmesidir. Çabalamanın olduğu durumlar ise incelenmeyi ve anlaşılmayı hak eder.

Vermenin toplumumuzda yüceltildiği su götürmez bir gerçek. Vermenin önemi, büyürken size ebeveynleriniz, arkadaşlarınız veya toplumca öğretilmiş olabilir. Öğrenilmeyen (veya yüceltilmeyen) ise muhtemelen alabilmenin de vermek kadar önemli olduğudur. Kendinizi harika bir verici (veren) olarak tahayyül edebilirsiniz. Ama durum almaya gelince zorluk çekiyorsanız uzun vadede dargınlık, öfke ve yorgunluk duyguları baş göstermeye başlayabilir. Unutmayın ki boş bir bardaktan su dökülemediği gibi sizde kalmayanı da başkasına veremezsiniz. Kendinizi tazelemek ve kendi ihtiyaçlarınızı karşılamayı öğrenmelisiniz. Sonuçta, almakta ne kadar iyi olursanız vermekte de bir o kadar iyi olursunuz.

Vermenin Önemi

Gelecek sefer bir şey verirken bunu neden yaptığınızı kendinize sorun ve eyleminizin arkasındaki gerçek anlamı düşünün. Bunu yaparken kendinizi yargılamayın. Verme arzunuz çeşitli dürtü ve duyguların ürünü olabilir, mesela kibarlık veya suçluluk. Sadece hangi duygunun çıktığını fark edin ve görün. Pek çok davranışınız bilinçdışı olan tarafınızdan geliyor olabilir, otomatik tepkiler halinde ortaya çıkabilir. Düşünce ve davranışlarınızda ne kadar bilinçli hale gelirseniz, daha iyiye yönelmekte yardımcı olacak değişimleri o kadar iyi görür ve gerçekleştirirsiniz. Temelde nasıl vermeniz gerektiğini bilseniz de “sağlıklı” verme davranışı üzerine şu ilkeyi aklınızda tutmakta fayda var:

"Karşılık beklemeksizin sevgi duygusuyla verin."

Böyle bir pozisyondan verirken asla bardağınızı boş hissetmezsiniz. Vermek özgürleştirici ve enerji verici bir deneyime dönüşür, başkalarına sunabileceğiniz şeylere odaklanabilmenizi sağlar. İlişkilerinizi güçlendirir, sizi sağlıklı yeni bireylere açar. Öte yandan, eğer vermek sizi tüketiyorsa bu sağlıksız vermenin emaresidir. Bunun pek çok sebebi olmasına karşın beklentiye girmek yaygın bir sebeptir. Sizi sadece hayal kırıklığı veya dargınlığa sürükler. Mecburiyet ve suçluluk duyguları ağır bir yüktür, tamamen gereksizdir de. Bu tarz bir vermenin hiçbir faydası yoktur.

Almanın Önemi

Almak gerekli ve önemlidir. Vermek harika hissettirse de alıcı birisi olduğunuz müddetçe işe yarar. Minnettar bir alıcı olmanıza izin vermek tevazu içeren bir deneyimdir ve bir sevgi eylemidir. Çünkü diğerlerine verme şansı sunar.

Almak başkalarından daha önemli ve ödüle layık olduğunuz için size bir şey vermelerini beklemekle alakalı değildir. Suçluluk, muhtaçlık veya karşılık verme isteği hissetmeksizin bir hediyeyi kabul etmekle alakalıdır. Belki içinizde negatif düşünceler uyanmadan hediye alamıyorsunuzdur. Mesela: “Ben bunu hak etmiyorum.”, ya da “Şimdi ona borçlanmış hissediyorum.” gibi... Nasıl aldığınız kendinizin olduğu kadar verenin de mutluluğu için önemlidir. İyi bir şekilde almak, negatif düşüncelerden kurtulmak ve değiş tokuşun ne anlamına geldiğine odaklanmayı gerektirir: arkadaşlık, destek, sevgi vs. Bu hem alanda hem de verende büyük bir mutluluk doğurur.

Verme ve Alma Üzerine Bir Görüş

“Evren dinamik bir alışveriş üzerinden işler… vermek ve almak enerji akışının farklı parçalarıdır. Elde etmeye çalıştığımız şeyi verebilme istekliliğimizde, evrenin bolluğu içimizde dolaşır.” Deepak Chopra.

Deepak’ın bu alıntısı, evrende siz de dahil her şeyin bağlı olduğu alma verme döngüsünü güzelce tanımlar. Eğer enerji akışının bir yönü işlev görmezse, bütün döngü işlevini kaybeder ve enerji sirkülasyonu tıkanır. Doğa, hayatın akışı için gerekli bu dinamik alma ve verme döngüsüne mükemmel örnekler sunar. Ağaçlar size oksijen ihsan ederken siz de onlara karbondioksit verirsiniz. Böcekler çiçeklerden nektar alırken onlara tozlaşma şansını hediye eder. Simbiyotik ilişkiler doğada bolca mevcuttur ve ekosistemimin gelişimi için gereklidir. Siz de doğanın bir parçası olduğunuzdan sağlıklı ve mutlu kalmak için almaya ve vermeye ihtiyaç duyarsınız.

O Halde Hangisi Daha İyi?

Şimdi hangisi daha iyi sorusuna geri dönelim: vermek mi almak mı? Ele aldığımız üzere, birisi diğeri olmadan var olamaz. Vermek ve almak evrendeki aynı enerji akışının farklı yüzleridir. Bu yüzden iyi bir alan ve veren olmak önemlidir.

Vermek, muazzam bir pozitif değişim ve şifaya yol açabilir, özellikle buna derinden ihtiyaç duyan günümüz dünyasında. Nasıl verebileceğimiz üzerine düşünmeye sıklıkla huzur ve sevinç duyguları eşlik eder. Verme iradesi insanlarda doğal olarak bulunur. Çünkü içimizdeki doğuştan gelen, bağlanmaya duyduğumuz çekimden beslenir. Vermekle olan mevcut ilişkinizin farkına varın ve nasıl geliştirilebileceğine bakın. Böylece kendinizden çok fazla veya çok az vermenin dezavantajlarından sakınmış olursunuz. Burada öz bakımın rolü (başkalarından destek, sevgi ve cesaret alabilmek şeklinde), alma ve verme enerjisinin hayatımızdaki sirkülasyonu açısından hayatidir. İşte size hayatınızda verme-alma akışını güçlendirecek yapabileceğiniz bazı küçük uygulamalar :

• Tanımadığınız bir insana veya çalışana iltifat edin.
• Birisi için sessizce içinizden dua edin.
• Birini takdir eden bir mesaj yollayın.
• Kucaklayın, sarılın.
• Bolca her fırsatta “Teşekkür ederim.” deyin.
• İsimsiz bir hediye verin.

Eğer kendinizi bu hediyelerden birinin alıcısı olmaktan ötürü şanslı hissederseniz, biraz durun ve onu içten kabul edin, minnetle, övünçle ve takdir ederek. Böylece hem siz hem de veren kişi faydasını tam anlamıyla görecektir.

Yazar: Rachelle Williams Çeviri: Selçuk Can Düzenleme: Birlik Bilinci

TELİF HAKKI©2018 BİRLİKBİLİNCİ. TÜM HAKLARI SAKLIDIR. BU YAZIYI TÜMÜ OLMAK ŞARTIYLA, DEĞİŞTİRİLMEDEN, BEDAVA OLARAK, VE BU TELİF HAKKI UYARISI VE İNTERNET BAĞLANTISI (WWW.BİRLİKBİLİNCİ.COM/) İLE BİRLİKTE KOPYALAMAYA VE DAĞITMAYA İZİN VERİLMİŞTİR.

Google Plus
LinkedIn
Pinterest
Başa Dön